Yani şimdi kişiseli fazla gelişmiş insanlar moda…

son zamanlarda iyi merak sarmıştım bu kişisel gelişim kitaplarına…

nasıl düşünsem, nasıl hissetsem, nasıl konuşsam da insanları daha iyi anlayabilirim diye…

onların beni sevmesini ya da benim insanlığı sevmem için ne yapabilirim?

nasıl zengin olurum, nasıl düşünürsem hayatım değişir, nasıl nasıl?

yani hayata dair sürekli nasıl yapsam da doğru kullansam diye bi kullanım klavuzu arayışı vardı?

zaman geçti, onlarca belki de yüzlerce kitap okudum..

tabii hepsi kişisel gelişim üzerine değil, reklam, pazarlama, felsefe, korku, aşk, dram, hayattan kesitler hayata dair tavuk suyuna çorbalar derken kendime kal geldi…

ve en son kendimi bukowski de buldum 🙂

yaklaşık 1 ay olacak ve harbi adam deli meli ama haklı dediğim yüzlerce onlarca paragrafını okudum…

kitapları bana nasıl sağlıklı yaşamam, nasıl davranmam ve hatta nasıl kendimi daha da mutlu hissetmeme dair hiçbir ip ucu vermiyordu…

aksine satmışım anasını bu dünyanın, aman iç iç iç sıç sıç sıç yaz yaz yaz modunda şahane ve benimde yat kalk yaz oku çiz bir daha yat kalk iç gez dolaş ve kimsenin kahrını çekme tarzında yaşamak istediğim şeyleri vermişti…

yani bana, yüzlerce insanın kaprisini çekmem için stres kontrol eğitimi vermiyordu,

ya da deli gibi trafiğe çıktığımda zamanımı nasıl yöneteceğime dair bilgiler de paylaşmıyordu…

bana kendim olmayı ve kendim gibi davranmayı öğretti bu sarhoş…

aslında çoğu kişinin yaptığım ön araştırmada bukowski sevmediğini hatta onu bencil bulduğunu öğrendim…(sanki kimse hayatta bencil değilmiş gibi)abi adamın da çok ta umrunaydı sevip sevmemeleri mutlu ölmüş işte adam 😀 yani öyle anladım…

zaten insan olmak demek nedir ki?

sanki bir bulaşık makinesi miyiz de yaşamak denilen şeyin kullanım klavuzunu okuyalım? İçimizi temizleyelim de ertesi güne uyanalım..

ya da bir araba mıyız da kendimize bir hoca alıp öğrenelim?

ya da bir televizyon muyuz hergün nasıl davranmamız gerektiğimizi bir kişişel gelişimciden alıp programlayalım?

herkes insanlığa dair kendini doyurmak için garip uğraşlar veriyor şu hayatta!

işte kimi kadın, kapitalizm mağduru doktorlar sayesinde aynı dudaklar ve burunlara sahip oluyor,

farklı tenlerde aynı kokuyor, aynı makyaj malzemesi kullanıyor…

sorsan hepsi Barbie bebek 🙂 yine bi nişantaşı yaptım da gözlemlerim bunlarla kalmadı…

bir de aynı çanta, aynı takı, aynı ayakkabı…abla topuk üzerinde duramıyor ama topuktan da taviz vermiyor ya bu kadınlara şaşırıyorum nişantaşı arnavut kaldırımları ile dolu bayanlar stiletto çılgınlığı da ne?

işte hep bi insanlık karmaşası ve hep kullanım klavuzu arayan insanlar…

ne yani şimdi bu yazıyı okuyanlar Yok, ne münasebet! mi diyeceksiniz?

İyi de o zaman neden kitapçılarda en çok satanlar arasında hep kişisel gelişim kitapları var? hep te hayata dair kullanım klavuzları neden arıyoruz?

Madem öyle, neden her sıkıştığımızda hayatımız üzerine uzmanların kendince yazdığı kullanım kılavuzları imdadımıza yetişsin istiyoruz? ve soluğu kitapçıda alıyoruz?

Oysa altan alta biliyor hatta okusak ta biz bunları olamayız yapamayız diyorsunuz değil mi? unutmayın takma akıl değil dökme akıl olmalı diye bir atasözü var…

hayat sevince güzel… hayat yaşayınca güzel… hayat acısı ile tatlısı ile güzel..

yani Hayat kimse için kullanılacak bir alet değil. üstelik hayatı biz değil hayat bizi kullanıyor, farkında değil misiniz?

sahi nereden aklına geldi diye şimdi soracaksınız belki de?

son bokowski ekmek arası ve factotum dan önce kişisel gelişim kitaplarına ara verip elli ton serisini okudum da aman ne okumak valla bayıldım yani dedim ki ohh be aşk ta var sekste var kıskançlık hatta kavga ihtiras ve hatta şiddet hayat işte bu dedim…

yani sıfır kontrol… mutlu oldum çünkü samimi geldi..

sonra arkadaşlarım ile kitabı paylaşınca çok fazla cinsellik var yok seks var diye de pek bi açık kitap okuyamam diye de geribildirim aldım ( sanki kimse sevişmiyormuş gibi orası ayrı) yani herkes hayatta kaçıyor gibi geldi bana…millet doğarken herkes anlatır ölürken herkes konuşur ama daha sperm haline gelmeden neden çoğu kişi konuşmaktan utanır şimdi de Montaigne oldum iyi mi:)

neyse işte yazı çok uzadı,

en çok satan kitapların bulunduğu rafları bir baktım ki, her raf nasıl yaşayacağımızı, nasıl davranacağımızı, nasıl âşık olup birleşip sonra da nasıl ayrılacağımızı, nasıl zengin  olacağımızı öğreten kitaplarla dolu.düşünce ile zengin olmak, uyurken yabancı dil öğrenmek, istediklerimize nasıl sahip oluruz, on derste nasıl mutlu olunur, beden dilinden insanları anlamak, yalan söylerken insanları anlamak, kariyer basamaklarını nasıl tırmanırız? Bla bla bla…

yani o kadar yazar var… sanki dünyanın en zengin adamı edalarında nasıl zengin oluruz un kitabını yazmış… mutlu evlilik mutlu sevgili hikayeleri ve tavsiyeleri heryerde (daha geçenlerde aşk dokturu eşinden ayrıldı ama yazdığı yüzlerde yazı var Mehmet bey in aşk ve kadın üzerine demek ki olunca aşk meşk yazı bişey ifade etmiyor) neyse işte Anlayamadığımız meseleleri şipşak çözdüğünü iddia eden, hayatta amaçladığımız ne varsa en kolay ve hızlı tarafından yolunu gösteren kitaplar bütün dünyada en çok satanlar raflarına..

Baktım kitapçıda…

İnsanlığı karmaşıklığıyla anlatmaya çalışan kitaplar ya en alt raflarda…yazık…

Yani şimdi kişiseli fazla gelişmiş insanlar moda…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s